|
|
Ana Sayfa
|
|
|
|
Mehmet Emin AYDINBAŞ kişisel internet sitesine hoşgeldiniz.
|
|
|
|
|
Köşe Yazıları
|
|
Pazar, 10 Şubat 2008 |
|
Bu iki kavram Türkiye’de on yıllardır en hararetli bir biçimde
tartışılmasına rağmen üzerinde geniş bir mutabakat oluşturulabilmiş
değildir. Dünyada laiklik konusunda tek ve homojen bir anlayış veya
uygulama olmadığı gibi, Türkiye de olması beklenemez. Fakat Dünyanın
hiçbir yerinde laikliğin bu derece zıt yönlerde yorumlanması,
toplumsal çatışma boyutlarına varması da görülmemiştir. Tabii 1789
Fransız İhtilalini ve onu takip eden dönemi saymazsak.
|
|
|
Köşe Yazıları
|
|
Pazar, 03 Şubat 2008 |
AK Parti İle MHP’nin anlaşarak üniversitelerde başörtüsünün serbest
bırakılması için Anayasa değiştirme girişimlerine başlaması eski ve
derin bir toplumsal çatlak üzerinden yeniden sancılı bir tartışmayı
başlattı.
Özellikle kendilerini Laik, Çağdaş , İlerici olarak tanımlayan kesimler
o kadar katı keskin öfkeli ve bazen hakarete varan ifadelerle konuya
dalıyorlar ki bunu ancak “gözlerini iyice karartmışlar” deyimi ile
betimleyebiliriz.
Tabii ki kendilerini çağdaş ve laik olarak tanımlayanlar bu deyimi
rahatlıkla, Ak Parti, MHP ve onların dayandıkları geniş toplumsal
kesimler için kullanıyorlar fakat bunu yaparlarken hukukun üstünlüğü,
demokrasi gibi kavramlardan yola çıkmıyorlar “aba altından sopa
gösterme” edasıyla bazı mevhum güçlere gönderme yapıyorlar.
|
|
|
Köşe Yazıları
|
|
Pazar, 27 Ocak 2008 |
Gazetelerde kimi büyük bir müjde, kimi de felaket psikolojisi içinde,
MHP ile AK Partinin “Başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılması
için anlaştığı” haber verilmekte. Acaba gerçekten böyle mi? Ta en
baştan açıkça söyleyeyim ki, ne Ak Partinin ne de MHP’nin böyle bir
sorunları olmadığı gibi, çözmeye de niyetleri yoktur.
Müslümanlığını sadece sosyolojik planda, hasbelkader Müslüman bir
toplum içinde doğmuş olmaları nedeniyle ileri sürmekten de öte, dinini
hayatı algılayış biçimi ve bir yaşam tarzı olarak ciddiye alan
toplumsal kesimler için gerçekten Türkiyede bir başörtüsü sorunu
vardır. Hatta adını doğru koyalım, Türkiye de derin bir “Din ve vicdan
özgürlüğü” sorunu vardır.
|
|
|
Köşe Yazıları
|
|
Pazar, 20 Ocak 2008 |
Eskiden fasit daire derlerdi. Bir çevrim içine düşmüşsünüzdür, döner döner durursunuz, bir türlü çıkamazsınız, duramazsınız da.
Bu dönme eylemini sürdürmek için çok da enerji harcarsınız. Fakat
sonuçta hiçbir şey üretemezsiniz. Zaman, enerji, para, fiziki ve fikri
tüm potansiyellerinizi hasılı ne kadar kaynağınız varsa tüketirsiniz .
Sonuçta elde ettiğiniz hiçbir şey yoktur. Hep kayıp, hep kayıp.
|
|
|
Köşe Yazıları
|
|
Pazar, 13 Ocak 2008 |
Değeri okuyucularım, kurban bayramından sonraki hafta İngiltere
seyahatim dolayısı ile yazımı yazamadım. Bu aksamadan dolayı önce Abdi
Bey’den sonra da siz değerli okuyucularımdan özür diliyorum.
On beş günlük bu seyahatim dolayısıyla Türkiye gündeminden de
istemeyerek uzak kaldım. Şimdi bazılarınızın “pek bir şey kaçırmış
sayılmazsın” dediğini duyar gibi oluyorum.
|
|
|
|
|
Önceki Yazılar |
-
23:00 - 23.12.2007
Yazılar >> Köşe Yazıları
“Devleti ele geçiriyorlar”, “Cumhurbaşkanlığını ele geçirdiler” “YÖK
Başkanlığını da, Anayasa Mahkemesi Başkanlığını da”. “Merkez Bankası
Başkanlığı zaten önceden ele geçmişti”.
Son zamanlarda bir panik bir paniktir ki sormayın. Sanırsınız ki
Türkiye düşman işgali altına düşmüş. Devletin bütün temel kurumları
teker teker işgal kuvvetlerince ele geçiriliyor.
Devamını oku...
-
23:00 - 16.12.2007
Yazılar >> Köşe Yazıları
Birkaç gün önce, bir arkadaşımla dinin sosyal etkilerinden bahsederken konu ateist olduğunu söyleyen bir arkadaşına geldi.
Bir itiraf mahiyetinde söylediği şuydu “Evet, ben her ne kadar inanç
planında Tanrının varlığına inanmıyorsam da, sonuç olarak bu toplumun
bir parçasıyım. Onun bir ürünüyüm. Dolayısıyla tanrıya inanmamam benim
sosyolojik anlamda bir Müslüman olduğum gerçeğini değiştirmiyor. Bu
toplumun kutsallarına saygı göstermek sevinciyle sevinmek hüznüyle
hüzünlenmek benim DNA’larıma sinmiş. Hayata ilişkin yaşam tarzım, örf
adet ve gelenekleri tamamen bu toplumun yüzlerce yıllık inançlarından
süzülmüş”.
Devamını oku...
-
23:00 - 09.12.2007
Yazılar >> Köşe Yazıları
Aslında birbirine ilişmeyen gündemler mi demeliydim. Çünkü, birbiriyle
hiçbir bağlantısı ve benzeşmesi olmayan iki ayrı ülkenin gündemi gibi.
Birincisi malum zaman zaman ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilen
başörtüsü konusu. 6 ay önce yapılmış ve bugün ileri sürülen yorumundan
çok farklı şekilde gündeme getirilen “Türkiye de “türbanlılar” artıyor
muhabbeti.
Bu muhabbete dayanak yapılan kamuoyu araştırması 6 ay önce Radikal
gazetesi tarafından, tam tersi bir yorumla “Türkiye de başörtüsü takan
kadınların oranı azalıyor diye sunulmuştu.
Devamını oku...
-
23:00 - 02.12.2007
Yazılar >> Köşe Yazıları
Başsağlığı:
Isparta ya inmek üzereyken bilinmeyen bir nedenle düşen uçakta
kaybettiğimiz vatandaşlardan dolayı milletçe hepimiz üzgünüz.
Ölenlere Allahtan rahmet diliyorum. Atlas Jet Şirketine, çalışanlarına
ailelerine sevdiklerine ve tüm Türkiye’ye başsağlığı diliyorum.
Türkiye nin gündemi bir anda bu elim olaya odaklandı. Bu da gösteriyor
ki milletimiz gerçekten acı ve zor zamanlarda aynı duygu etrafında
birleşebiliyor ve örnek bir dayanışma gösteriyor. Gönül istiyor ki bu
dayanışma ve birleşme ülkemizin diğer hayati meselelerinde de kendisini
gösterebilsin.
Devamını oku...
-
23:00 - 25.11.2007
Yazılar >> Köşe Yazıları
Bir ağaca çok yaklaşırsanız ormanı göremezsiniz. Türkiyede olaylar o
kadar hızlı akıyor değişim o kadar çabuk oluyor ki, gündemi
yakalayabilmek bile ciddi gayret gerektiriyor. 2007 başlarındaki,
meydan meydan dolan boşalan Cumhuriyet mitinglerinden bu güne ne gibi
olayların geçip gittiğini hatırlayınız. Bu yoğunlukta, birçok ciddi
konu gündemde hak ettiği yeri alamadan veya kamuoyunda yeterince
tartışılmadan, sessizce tarihin tozlu sayfalarında hatırlanacağı günü
beklemeye başlıyor.
Devamını oku...
|
|